Wednesday, August 5, 2020

Dergici: Bir Özet (Fahrünnisa Kadıbeşegil, Oluşum Dergisini Anlatıyor)

  • İlk sayının yazı ve şiirlerini seçip redaksiyonu yaptım, ardından Cemal Süreya ile birlikte mizanpajı kime yaptıracağımızı düşündük. Mizanpaj işinden anlamıyordum. Cemal Süreya bana, Ali Püsküllüoğlu’na git dedi. Gittim ve durumu anlattım. Kabul etti ve ilk sayı böylece çıkmış oldu. Sonra 2. sayıyı hazırlamaya başladım. Mizanpaja sıra geldiğinde ben yine Ali Püsküllüoğlu’na gittim. İlk sayıda kabul edince her sayıyı yapacak diye düşünmüştüm. Fakat bu sefer 450 lira karşılığında yapabileceğini söyledi. Ben zaten derginin baskısını o paraya mal ediyordum. Çaresiz, oturup mizanpajı kendim yaptım. Resimle de ilgilendiğim için çok zorlanmadım.
  • Dağıtımını kendim yaptım. Büyük kitabevlerine tek tek gidip dergi bıraktım. İstanbul’a gittim, o dönemlerde Elif Kitabevi vardı, önce onlarla görüştüm ve sonra diğer bazı kitabevleriyle. Bu şekilde tek tek gidip görüşerek dağıttım... Kitabevleri ve aboneler dışında parasız da dağıtıyordum bir kısmını. Hatta çoğu zaman kitabevlerinden de para alamıyordum.
  • Haftada üç yüz şiir, yazı gelirdi. Hepsini tek tek okur, değerlendirirdim. Cemal Süreya o zaman maliye müfettişi, hepsini okumaya vakti yok…
  • Her cuma 7–8 kişi benim evde toplanırdık. Bazı arkadaşlar İstanbul’da yaşar, toplantıya oradan gelip katılırlardı. Yılda 5–6 defa kültür ataşelerini de evimde ağırlardım. Sabahtan kreplerimi yapar, hazırlanırdım. Aynı kokteyle şair ve yazarlarımızı da davet eder, birbirleriyle tanışmalarını sağlamaya çalışırdım. Bu sayede pek çok edebiyatçımız yurtdışına etkinliklere gidebildiler.
  • Ben İngiliz Filolojisi mezunuyum. İtalyanca da biliyordum. Yurt dışında çıkan edebiyat dergilerini takip eder, onlardan çeviriler yapar, edebiyatçılarımızın okumalarını sağlardım.
  • Her ay yayımlandıktan sonra, kapatmaya karar verirdim. Çünkü çok yoruluyordum. Takatim kalmamıştı. Yazıları oku, seç, mizanpajını yap, matbaaya ver, bastır ve dağıt…
  • Derginin çıktığı süreçte kimseye kırgınlık yaşamadım. Fakat dergi kapandıktan sonra hiç kimse arayıp sormadı. İnsan arada bir merhaba bekliyor... ama olmadı işte...

No comments:

Post a Comment