26 Ocak 2023 Perşembe

Sözlük (2.Bölüm )

  “İsmet Paşa asker kaçağıdır!”

1950 genel seçimlerinde Demokrat Parti’nin fısıltı gazetesi aracılığıyla yaydığı seçim sloganı. Türk sağının akıl-fikir şahikalarından.


*

 “General Aupick’e ölüm!”

Baudelaire’in barikatlarda attığı slogan/çığlık.

(bkz. Üvey baba nefreti.)


*

 “Kedilerimi iyi doyurunuz!”

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın son sözleri.


*

  Réne Char

Putu Lautréamont olan şair. Montparnasse’da yeni açılan bir barın adının Maldoror olduğunu öğrenince yanına Breton’u da alarak barı basmış, ortalığı dağıtmış, ancak bıçaklanarak durdurulabilmiştir.


*

Bir Şiirden

Turgut Uyar’ın ‘kötü polis’ yüzü.


*

 

Tütünler Islak

Adını, “o yıllarda Tekel’in çıkardığı sigaraların hep ıslak olmasından” alan Turgut Uyar kitabı.


(Kaynağını İsmet Özel’den alan kaynak için, bkz. Baki Asiltürk – Mehmet Sümer, “Diyalojik Okuma, Bahisleri Yükseltmek: Orhan Koçak”, Özgür Edebiyat, S. 32 / Mart-Nisan 2012, s. 86)


*


Popülist Züppe

Donald Kuspit'e göre, ("toplumun umursamazlığına ayna tutan") Warhol.


*

 

Entelektüel Züppe

Donald Kuspit'e göre, ("toplumun umursamazlığını eleştiren") Duchamp.


*


 Yeşil Cami (Bursa)

Tanpınar'a göre, "Osmanlı'nın Doğu'ya son bakışı."


*

 

 "Mayakofski Neden İntihar Etti?"


Nâzım Hikmet'in Temmuz 1930 tarihli Resimli Ay'da yayımlanan yazısının başlığı. Nazım, şair Demyan Bedni'den aktarıyor:


"Ağır bir hastalık, tesadüfî bir yalnızlık ve şahsi bazı ıstırapların birleştiği bir anda, eski, ferdiyetçi insiyaklar harekete geldiler. Eski Mayakofski, yeni Mayakofski'yi bir zayıf anında yakalayıp öldürdü."


İntihar eden eski Mayakofski'dir. Ama nedense, intihar mektubunu yeni Mayakofski yazar:

"İntihar hiçbir şeyi halletmez. Vatandaşlarıma bu işi katiyen tavsiye etmem."



*

 

28 Şubat

İsmet Özel'e göre, "takvimde herhangi bir gündür. Devletin her günkü doğal refleksidir."



*

 

"Türkiye’deki ilk modernist şiirler"

Hasan Bülent Kahraman’a göre, “Nazım Hikmet’in 1920’lerde Aydınlık dergisinde yayınladığı şiirler.”



*

 

Turgut Özal

Çetin Altan’ın “Hiç roman okudunuz mu?” sorusunu, “Ben masal okumam!” diye cevaplayan devlet büyüğü.


*


 

“Şiirin vücudu”
Yannis Ritsos’a göre, imge.


*

 

“Sinema salonu olmayan ülkenin kadın yönetmeni”

Suudi Arabistanlı Haifa Al Mansour. Kahire Amerikan Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı okudu, filmlerini konsolosluklarda ve festivallerde gösterebiliyor, Suudi sinemasını ‘kurmaya’ çalışıyor. (Tırnak içindeki başlık Ayşe Durukan’a ait.)


*

 

Sinema

İmam Humeyni’ye göre, “bir ruhun toplumun vücuduna üflenmesidir.”

 

*

 

Orhan Şaik Gökyay


Irkçılık yüzünden hapis yattığı hapishanede, Hasan Âli Yücel’in ricası üzerine, Mercimek Ahmed’in Kabusname’sini lûgatsiz, sözlüksüz, elinin altında hiçbir kaynak olmadan, “kafadan” çeviren hoca.


*

 

Muhsin Ertuğrul

Tiyatroda, sinemada yaptığı işleri sabun köpüğü olarak gören, “Hayatta yaptığım en kalıcı iş, Dragos’a, evimin yoluna diktiğim çınarlardır!” yollu bir özeleştirisi bulunan sanat adamımız.


*

 

“Kur’an’ı kapa, kadınları aç!”


İçtihat dergisini Cenevre’de yayınladığı yıllarda “Müslüman halkların kalkınması için çareler” arayan, bu konuda anketler düzenleyen Abdullah Cevdet’e, bir Fransız edebiyatçısının verdiği cevap. Abdullah Cevdet, tabii, cevabı değiştirerek yayınlamıştır: “Hem Kur’an’ı, hem kadınları aç.”


*


“Hünsa”


Sait Faik’in Lautréamont çevirisi. İlhan Berk’e göre, “bir çeviri doruğu.”


*

 

Harry Potter


Ursula K. Le Guin’e göre, “okul romanı ile ters düşen hareketli bir çocuk fantazyası. O yaş grubu için iyi bir eğlence, ama üslubu sıradan, hayal gücü açısından yaratıcılıktan uzak ve ahlaki olarak oldukça zalim.”


*

 

Emile Zola


Taşrada yaşayan ‘eski dost’ Cézanne’a göre, “Kabine bakanı gibi şatafatlı bir yaşamı olan, hizmetçileri, halıları ve mobilyalarıyla yaşayan bir pis burjuva.”


*

 

“ Death News”


Ginsberg’in ağıtı. William Carlos Williams’ın ardından yakılmıştır.


*

 

Cézanne


İlk modern. Taşrada yaşadı, ama Paris’teki evini kapatmadı. Askerden kaçtı, ama savaş sonunda tam bir vatanmilletsakarya adamı oldu. Resim yaparken (fırtınaya yakalandı, üşüttü) öldü.


*

 


 “Bir Günün Sonunda Arzû”


Bir Ahmet Haşim şiiri.  Orhan Veli’yi çatlatan “Bu göllerde bir dem kamış olsam” dizesi bu şiirdedir. Hüseyin Ferhad’a göre, Türk modernizminin “ilk hudut taşı”.


*

 

Ali Günvar

Ateist olduğunu söyleyenlere, “Hangi dinin ateistisin?” diye soran şair.


*

 


 Yaşar Kemal

Bir romanının yayın hakkını büyük bir gazeteye sattıktan sonra aldığı ("iki yıl çalışmadan şiir yazılabilecek bir meblağ"ı içeren) çeki Enis Batur'a uzatıp: "Hemen işinden istifa et, bununla bir şiir kitabı bitir!" diyen yazar.


*

 

Aleksandr Blok

Üçüncü edimi arayan şair. "Yıkmak da korumak kadar geleneksel bir fiildir. Önemli olan, ne birine ne ötekine sığdırılabilen üçüncü edimi bulmaktır."


*


Rilke

Auden’a göre, “Sappho’dan bu yana en büyük lezbiyen şair.”


*

 

 “Yazı yazmadan önce mutlu yıllar yaşadım.”

Gustave Flaubert’in, çocukluğuna dönüp baktığıdır.


*

 

Yavuz Turgul

Montaj masasında, filmlerinde anlattığı hayat kadar acımasız olamayan yönetmen. Mantıkla arası yoktur. Yazısı iyi, fotoğrafı mükemmeldir.


*

 

Yaşar Nabi Nayır

Şiirleri ortaokul ders kitaplarına alındığında, kendisi henüz lise öğrencisi olan şair.


*

 

Yorkshire


Henüz para basabilecek teknolojisi olmayan 18 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’nin Thomas de la Rue Matbaası’nda basılan 50 ve 100 liralık banknotlarını getirirken, mola verdiği Pire (Yunanistan) Limanı’nda, Alman savaş uçaklarınca bombalanan İngiliz kargo gemisi. 16 Nisan 1941: Pire halkı, Türkiye’nin  savaş dışı kalması nedeniyle Avrupa’nın en prestijli para birimi haline gelen ‘lira’larla kaplı denizi yağmalıyor.


*

 

“Yalnızca edebiyatın, edebiyatçının değil, dergilerin de başkenti İstanbul’dur.”


90’lardan eleştiri karesi: herkesten şişman Fethi Naci’nin Anadolu dergilerine orta parmağını gösterdiğidir.


*

 

 

“Umumhane gerçekçileri”

60’lardan eleştiri karesi: “öznelci” Sezer Tansuğ, nesnelcileri tanımlıyor.


*

 

“Nobel mükâfatı kazanan” Türk romancısı

MİT’in (o zamanki adıyla MAM) 6.3.1954 gün ve Em. Ş. 1.B 3075-1166 sayılı raporuna ve 1957 yılı fişlerine göre, Yaşar Kemal.


*

 

İnkılâp Dersleri


Recep Peker’in (Ülkü dergisinde çıkan ‘ders notları’nı içeren) kitabı. Asaf Savaş Akat’a göre, “demokrasinin kötü bir şey olduğunu ve zaten iflas ettiğini” anlatır. Atatürk’ün sağlığında, 1935’te yayınlanmıştır.


*

 

“İkinci Yeni’nin oğlu, Kırk Kuşağı’nın evlatlığı”

Sabit Kemal Bayıldıran’a göre, Ataol Behramoğlu.


*

 

 “Havada Bulut”

Asıl adı "Kovada Bulut" olan, Büyük Doğu dergisinde yayımlanırken editörün (Necip Fazıl) baskısıyla bu adı alan, Sait Faik'in birbirine bağlı  hikâyeler toplamı.


*

 

“Harry, can you come today?”

Çaresizlikten doğan zihinsel dengesizliği anlatır bir Darren Aronofsky repliği. Filmde (Requiem for a Dream) bıçağın indiği andır.


*


 

Frantz Fanon

Homi Bhabha’ya göre, “siyah Lacan.”


*


Gecenin Sonuna Yolculuk

Anissimov’a göre, “kapitalizm üzerine yazılmış gerçek bir ansiklopedi”: “Ancak (Céline) gerçekliğin yüzüne o kadar korkusuzca baktıktan sonra, onu kabul etmeyi reddetti.”


*


 

Garip

Attilâ İlhan’a göre, “Fransız edebiyatının Türkiye’deki temsilcisi.”


*


 “Fotoğrafın Mikropları”

Ara Güler, reklam fotoğrafçılarını tanımlıyor.


*

 

Fethi Naci

Enis Batur'a göre, "ağırlıksız" biri: "kendi hafifliğini aramış ve bulmuş sanki."


*

 

Fargo

En beyaz kara film.


*

 

“Entrez!”

Park Otel’in 165 numaralı odasının kapısı çalındığında, müdaviminin verdiği cevap/komut/ünlem.


*

 

Ezra Pound

Şiiri, “sözcüklerin müzikleştirilmiş bir kompozisyonu” olarak tanımlayan majör şair. İcimizdeki İrlandalı.


*

 

Dublin

James Joyce’a göre bir felç merkezi.


*

 

 Doğu-Batı Dîvanı (Enis Batur)


Turgay Fisekçi’ye göre, (“insanlığın acılarından söz açan bir bütünlüklü toplam” olması nedeniyle) “belki de yazınımızda yalnızca Memleketimden İnsan Manzaraları’yla ilişkilendirilebilecek bir yapıt.”


*

 

“Devletin şairi olamayan devletperest”

Sabit Kemal Bayıldıran’a göre, Yahya Kemal.


*

 

De Fem Benspaend (The Five Obstructions)

Lars von Trier’in, hocası Jorgen Leth’in yanaklarını İsa’nın yanaklarına çevirdiğidir. 4 tokat, 1 makas.


*

 

 Çocuk ve Allah

Dağlarca’nın altın yumurtası. Ahmet Oktay’a göre, şairin sonraki kitaplarının tüm ‘içeriksel’ sorunlarını da kapsar.


*

 


 Charlie Chaplin

Sahte evrak düzenleyerek “Şarlo’yu taklit etme yarışması”na katılan, ancak 13’üncü olabilen ‘oyuncu’.


*

 

Céline

Yahya Kemal’e göre, “patlamış lậğıma benzeyen nậsir”: “Berbad bir küûlle zilzurna sarhoş olup içini döken bayağı bir sarhoş nasıl konuşursa öyle yazıyor,” ancak, “neşrettiği teaffün arasında, kendi aleyhinde söylenecek kadar cür’et ve letậfet gösteriyor.”


*

 

 “Bir kitapta resim şart!”


Bir Cemal Süreya incisi. Gustave Flaubert’in, “Ben sağ oldukça kitaplarım resimli olarak çıkmayacaktır, çünkü çok güzel bir tasvir, çok kötü bir resmin yanında bile sönük kalır,” önermesinin paralaksı.


*

 

 Baudelaire

Fotoğrafı bir sanat dalı olarak kabul etmeyen türün, tarihte bilinen ilk babası.


*

 

“Batı enstrümanlarıyla arabesk çalan” şair

Sabit Kemal Bayıldıran’a göre, Ahmet Haşim.


*

 

Auden

George Orwell’a göre, “tetik çekildiği anda hep başka bir yerde olan insan(lardan).”


*

 

 “Au contraire”

İngiliz olup olmadığı sorulduğunda Samuel Beckett’in verdiği cevap.


*

 

“Arslan avında karşılaşacağım tek sorun, arslanı göremeyecek olmam.”

Görme sorunları yaşayan James Joyce, Hemingway’le arslan avına çıkmadan önce, durum değerlendirmesi yapıyor.


*

 

 Alexandre Kojeve

Mao’nun devrimini “Napolyon yasaları Çin’e girdi!” diye yorumlamış, sağ ve sol kanat Hegelci alternatifler arasındaki savaşın bir galibinin olmayacağını, olsa bile bunun bir ayrıntı sayılması gerektiğini,  kim kazanırsa kazansın gelişmiş dünyanın tamamının bir tür küresel topluma doğru ilerleyeceğini öngörmüş, Birleşik Devletler ve Birleşik Sovyetler’e karşı üçüncü bir güç (Latin İmparatorluğu) yaratılması konusunda politikalar üretmiş, Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun oluşumunda önemli rol oynamış, “ikna olmuş bir komünist” olmasına rağmen İkinci Dünya Savaşı sonrasından başlayarak öldüğü 1968 yılına kadar Fransa’da “güvenilir bir hükümet danışmanı” olarak görev yapmış, Avrupa entelektüel çevrelerini sanıldığından fazla etkilemiş, özellikle Bataille, Lacan, Breton gibi isimleri darmadağın etmiş siyaset felsefecisi, siyaset felsefecilerine göre gelmiş geçmiş en büyük Hegel uzmanı.


*

 

 Alain Bosquet

Şiirden arta kalan zamanını “toplumda yer yapmaya” ayırmış, fiilen katıldığı Normandiya çıkarmasının olduğu gün dışında her gün gazete okumuş (çünkü, “gazete sizi asrın bilincine vardırır, insanoğlunun psikolojisini, derinliğini ve acımasızlığını öğretir”), Samuel Beckett tarafından İngilizceye çevrilen şiirlerini orjinallerinden başarılı saymış, Paul Eluard’ı “küçük ve değersiz”, Rıza Tevfik’i “görkemli” bulmuş, baba tarafından Rus, Alzaslı Yahudi ve Katolik, anne tarafından Alman ve Tatar, ABD ordusundan emekli Parisli şair.


*

Aka Gündüz

Dağıtmış ruh. Toplama zihin. Pan-Türkist, popülist, realist, romantik, ak, kara, her şey, her şeyden bir şey. Ne olduğunu soran Atatürk’e “Anarşistim!” demişliği de vardır.

Yazdığı 300 sayfalık romanda tek silik, çizik, düzeltme olmamasıyla övünür. Dünya rekoru sahibidir: “İki Süngü Arasında” romanını (her yarım saatte bir penceresine bırakılan kahveleri içerek) bir buçuk günde yazmıştır.


*

 

Abdülhak Hâmid’in şiir tanımı

şöyledir: “Şiir, bir hakikat-ı müdhişenin tazyiki altında hiçbir şey söyleyememektir.”

Sözlük (1. Bölüm)

"Han-ı Yağma"  

1915’te ölen Tevfik Fikret’in 1912’de yazdığı şiir. Tam 45 yıl sonra (1957’de) Demokrat İzmir gazetesi tarafından isimsiz olarak yeniden yayımlanması, savcının ilgili gazetenin yazı işleri müdürünü ifade için savcılığa çağırması ve şairinin adını ve adresini istemesiyle de ünlüdür.


***

 

Velibor Çoliç 


90'lı yılların başlarında bombalar, serseri kurşunlar altında Bosna'daki evinin çatısına kapanıp romanlar yazan adam. Çatıda başına k
ötü bir şey gelmedi. Efsunu, kapatıldığı kamptan kaçarken işe yaramadı: yaralandı. Şimdi Fransa'da yaşıyor.


***

 

"Türklerin Emil Zola’sı"  

Abdülhak Hâmid’e göre, Hüseyin Rahmi Gürpınar.


***


Türbe Bekçisi 

Fuzûlî


***

 Travesties  

Tom Stoppard’ın 1975’te yazdığı, Oscar Wilde’ın The Importance of Being Earnest (Dürüst Olmanın Önemi) adlı oyunundan yola çıkarak ‘realite’ ve ‘zaman’ ile oynadığı oyun. Türkçeye “Taslaklar” diye çevrilebilir. [Türkçede özgün adıyla yayımlandı (Şükran Yücel, Dost Kitabevi Yayınları, 2000)]. Parodilerle, alıntılarla ve göndermelerle doludur.  Sanat hakkındadır ve “halk için havyar tadında”dır. Olaylar 1917’de (← ∕ →) Zürih’te geçer. Başlıca kişiler Lenin, Tristan Tzara, James Joyce ve James Joyce’un kutsal kitabından çıkıp gelen Henry Carr’dır. [Aynı kitaptan çıkan bir başka kahraman –Leopold Bloom– için, bkz. Terry Eagleton, Saints and Scholars (Azizler ve Alimler, Ayrıntı Yay., 1992)]


***


 “Tevratî Yakup”

Yakup Kadri Karaosmanoğlu. Sıfatlamanın nedenini, Mustafa Miyasoğlu, “Kur’an’dan çok Tevrat’tan kaynaklanan bir edebiyat dilini benimsemesidir,” diye açıklar.


***


Tanpınar’ın sinema/tiyatro kıyaslaması 

50’ler Türkiyesi’nden cesaretin moda olduğunu da gösteren kıyaslama: “Sinema tiyatronun attığı hareketleri ele alır, meselâ Ophelia’nın suya atlayışinı gösterir, tiyatro ise ölüsünü getirir.”

(bkz. “Sinemada rejisör mühendistir.”)



 ***

Şükrü Martel

Stalin şiddetinden nasibini alan, sürülerek, sürünerek ömür tüketen komünist. Stalin’in ölüm haberini alır almaz Moskova'da bir taksiye binip ormana gitmiş ve “Babamız öldü! Babamız öldü!” nidalarıyla kurdu kuşu yuvasından uğratmıştır.


 
***

“Şiir kontrol hapı almayan şairlerden korkunuz!”

Bir Necatigil aforizması. Hoş. Boş.




***

 

“Şiir Benimle Bitti”

Yahya Kemal’in şiirle uğraşan iki gence (Tanpınar ve Dıranas) “boşuna uğraşmayın” anlamında söylediği talihi yok, bahtı kara sözler.


***

 Suut Kemal Yetkin

Cemal Süreya’ya göre, “yalnız arı su içmek istediği için susuzluktan ölen yazar.”


***

 
Strasbourg Kazları

John Fowles’a göre, akademisyenler.


***

 

“Sinemada rejisör mühendistir”


 “Filmoloji Kongresi azası” Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, (Edebiyat Fakültesi) öğrencilerine sinemayı anlattığıdır. Cesaret yılları: 50’ler. (bkz. Tanpınar’ın sinema/tiyatro kıyaslaması)



***

 

“Sezai Karakoçun şiirlerini yağmalayan” şair 


Veysel Çolak’a göre, İsmet Özel. 




***



 Sandor Petöfi 


“Dörtnala üstlerine gelen düşman atlılarına doğru, duyuramadığı birtakım sözler söylerken” öldürülen Macar şair.

    

[Ölümü ya da ortadan kayboluşuyla ilgili sayısız söylenti vardır. Ama en güzelini (yukarıda, tırnak içinde) Melih Cevdet Anday uydurmuştur.]



***

 

Refik Halit Karay  

Anti-militarist yazar. Ne Padişahın, ne İttihatçıların, ne de Cumhuriyetin askerleriyle geçinebildi. Ahmet Oktay’a göre, Atatürk’le de “Atatürk üniformasını çıkardıktan sonra ve ‘mesafeli’ olarak” uzlaşabildi.


***

"Ostře Sledovanè Vlaky" (Closely Watched Trains)  

Jıřì Menzel'in yönettiği, Çek yeni dalgasının en ünlü filmi. Züppelikler resmigeçidi.


***


 Olumsuzlamak  

Oğuz Demiralp’e göre, Fassbinder’in “başından beri” çekmiş olduğu tek fiil. 


***


 Müfide Ferit Tek 

“Türkçü”, “feminist” romancı. Romancılığı gibi Türkçülüğünün de feministliginin de altı boş. Kantarın topuzunu kaçırıp “Hattậ ve hattâ, Buda da Türk idi!” demişliği de var. Oturokuüzül.


***

 

Muzaffer Tayyip Uslu

Apollinaire'in şiirlerini "plastik dalavereler" olarak niteleyen şair.


***

 

Muhsin Batur 

12 Mart döneminde, oğlu Enis istiyor diye, yurt dışından Troçki kitapları getirten "baba".


***

 

 “Mikro Kozmos’un Şairi”

Hüseyin Cöntürk’e göre, Necatigil.


***

 

Melankoli

Kristeva’nın sorularını açan Elif Şafak’a göre, tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, ayrı bir söylem, farklı bir dil: 

“İnsanın ruh hali, başlıbaşına bir dil olabilir pekậla. Eğer melankolinin bir dili varsa, bu dil yazıya da aktarılır, akar kendiliğinden. Yazarın ruh hali ile okurun ruh hallerinin örtüşmesi, her ikisinin de aynı dil içinde hareket ettiği anlamına gelir.”


***

 

 “Makro Kozmos’un Şairi”

Hüseyin Cöntürk’e göre, Dağlarca.


***

 

“Makro Kozmos”

Cemil Meriç’e göre, Balzac.


***

 

Machiavelli

Nasıl bir adammış, neler yapmış, neler yazmış, geçeceksin. Biz kendisini sırf kitapları sevdiği için seviyoruz. Cemil Meriç bile sevmiş: “San Cassino’da çile dolduran Machiavelli, akşamları kütüphanesine girerken kirli libaslarından sıyrılır, bir tâcidarın huzuruna çıkar gibi itina ile giyinirmiş. Sonunda kendi de kitap olmuş. Kitap, yani ışık.”


***

 

 III. Murat

Vasfi Mahir Kocatürk’e göre, “Osmanlı padişahları arasında ilk muhallebi çocuğu.”


***

 

Lev Vladimoirovič Kulešof (Lev V. Koulechov)

Sovyet yönetmenlerinin babası, kâşif, çekmeyen yönetmen, yazmayan teorisyen. İç savaşın mahrumiyet ortamında ham film bulamadığından atölyesinde "filmsiz filmler" çekti. Kısa bir süre öğrencisi olan Eisenstein'la da "filmsiz montaj" denemeleri yaptı. Derslerinde işlediği "montaj etkisi" düşüncesi öğrencisi Pudovkin tarafından hayata geçirildi. Sinemacı yetiştirmenin film çekmekten daha önemli olduğuna inandı, "direktif vermek" yerine öğretmeyi yeğledi, öldüğü güne kadar öğretti.


***

 

“Küçülen, fakat okuyucuyu büyüten şair”


Hüseyin Cöntürk’e göre, Necatigil.


***

 

Krzystof Kieslowski


Eğreti yönetmen.


***

 

Käte Hamburger

Anlatı analizi konusunda aşmış kişilik. Sinemayı çok sevdi, kendini sinemayı çok severken yakalayınca kızardı, bozardı, edebiyata ihanet ettiği duygusuna kapıldı, ihanetinin (duygusunun) savunmasını “Film; fotoğraf gibi plastik sanatlar alanına değil, edebî sanatlar alanına aittir,” diye yaptı. Buna önerme diyoruz, evet. Nur içinde yatsın.


****

 
Kaos Teorisi (Colette/Ataç)

Yazdığı romanlar yüzünden Kilisenin hışmına uğrayan ‘taşralı kız’, ‘aykırı yazar’ Colette, ölünce devlet töreniyle gömülür: Fransa’da.


Buna Nurullah Ataç o kadar çok üzülür ki, kurdeşen döker: Türkiye’de.


***

 

Kafka

Adorno’ya göre, “insanlık durumu için enformasyon bürosu.”


***

 

John Cassavates

Merkezdeki marjinal


 ***

İsmail Beşikçi

Martin van Bruinessen’e göre, “Kürtlerin Fanon’u.


***

 

“İslam Komünisti”

Burhan Belge’ye göre, Necip Fazıl Kısakürek.


***

 

“İslam Faşisti”

Falih Rıfkı Atay’a göre, Necip Fazıl Kısakürek


***

 
 F. W. J. Schelling

Alman düşünür. Žižek’e göre: Marksizmin, varoluşçuluğun, yapıbozumculuğun, yeni çağ karanlıkçılığının, yani “tüm post-Hegelci bakış açısının” öncüsü.


***

 

“Hikâye”


Cahit Külebi’nin “karısıyla her evde olabilecek karı-koca tartışmalarının birinden sonra karşı odaya geçip, beş on dakika içinde kaleme aldığı” şiir.

(Kaynak: Adnan Binyazar, “Şairin Kedisi”, kitap-lık, sayı:78)


***

 

 Andrew Marr

Küreselleşme karşıtlarının Seattle sokaklarında dile getirdiği talepleri, “Christopher Robin tarafından yeniden yazılan Komünist Manifesto” olarak yorumlayan gazeteci.


***

 

Solculuk (Padişahlık Zamanında)

“Yahya Kemal Paris’ten İstanbul’a Mütareke’den biraz önce dönmüştür. Genç yaşında istibdattan kaçan üstad, İstanbul’a bir solcu olarak gelmişti. Solculuk, o zamanlar padişah katında bizim bugünkü yöneticilerimizin baktığı gibi bir öcü değildi. Her düşünce gibi, her solcu da, Jön Türkler arasında kaynar giderdi.”


Mehmed Kemal, Denemeler Elemeler, İstanbul-1997, s. 14



***

 

 Romantizm

Goethe’ye göre, “bir hastalık, vahşi şairlerin ve Katolik gericilerin savaş narası.”


***

 

 Milton

Blake’e göre, “şeytan taifesinden olan, ama bunu bilmeyen” şair.


***

 

Müzik

Proust’a göre, insanların birbirlerini anlayabilecekleri bir iletişim biçimiydi, ancak insanlar iletişim için “sözlü ve yazılı dil gibi başka yollar seçtiklerinden devamı gelmeyen bir olanak” olarak kaldı.


***

 

 “Ben Hazretleri”

Zekeriya Sertel’in, yazılarında hep “Ben… Ben…” deyip durdukları için sıfatladığı iki yazar: ‘sol’dan Naci Sadullah, ‘sağ’dan Necip Fazıl.


***

 

Hamdullah Suphi Tanrıöver

Politika, para ve mal-mülk işlerine dalıp şiiri bırakan, Halit Ziya’ya şiiri bırakma nedenini açıklarken bile egosunu tavanlarda gezdiren yazar: “Bundan sonra şiir söylemeyeceğim. Ben bir şeyi akranımdan daha iyi yapabildiğime inanmazsam rahat edemem. Benden çok daha iyi şair Ahmet Haşim’dir. Onun için şiiri bırakıyorum.”


***

 

Yusuf Ziya Silsüpür

Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ın o ünlü vecizesinin muhatabı solcu:“Eğer solculuk memleket ve millete yararlı bir şey ise onu da biz yaparız, size ne oluyor?”


***

 

Rıza Tevfik

Bir Osmanlı lirasının değerinin 6.615 gram saf altın olduğu dönemde (1914), Enver Paşa’nın “Kahramanlık şiirleri yaz, sana 20 bin lira vereceğim!” önerisini, “Ben ısmarlama şiir yazmam,” diyerek reddeden şair.


**

 

“Solcu soluğu uzmanı”

Gazeteci Mehmed Kemal’in “her dönemin yedekte bekleyen dışişleri bakanlarından” Faruk Sükan’a verdiği paye.


***  

 

Sivil

Ece Ayhan’ın kazıp çıkardığı gömüye göre: "Shakespeare'in saatlerce süren oyunlarını ayakta seyredenlere İngiltere'de 'sivil' denirdi."


***

 

İletişim

“Komünikasyon” yerine Murat Belge’nin Türkçeye kazandırdığı sözcük.


***

 

 İhanete Uğrayan Sosyalizm

Roger Keeran ile Thomas Kenny’nin birlikte yazdıkları ve Sovyetler Birliği’ndeki sosyalizm deneyinin “çöküşünü” Stalin’e sövmeden anlamaya çalışan kitap. Spoiler vermemeye çalışarak kitabın argümanlarına kalın çizgilerle göz atacak olursak: Parti’de başından beri (Troçki, Stalin ve Buharin’in temsil ettiği) üç ana eğilim vardı. Troçki’nin tasfiyesinden sonra Stalin işe koyuldu, ama onun ölümünden sonra da “iktidar” hep Buharincilerde kaldı. Çözülüşün temelinde “ikinci ekonomi” var. Gorbaçov hiçbir zaman ihanet etmeyi düşünmedi, ama onun  ya da önderliğin çözülüşte payı büyük. Gorbaçov tıkanıklığı gidermek için reformlara kalkıştı, ancak sosyalist olmayan bir çeperin (Yakovlev, Şevardnadze vd.) içinde kaldı ve savruldu, ideolojik gücünü kaybetti. Yazarların yapısal sorunlara yönelik olarak açtıkları iki tartışma konusu da şunlar: 1) Sınıf mücadelesi, sosyalizm koşullarında da devam eder. 2) Kapitalizm “oluşur”, sosyalizm “inşa edilir”.
./.

Richard Feynman

"Y ıldızlar dünya ile aynı atomlardan oluşur. Genellikle konferans vermek için bunun gibi küçük bir konu seçerim. Şairler, bilimin yıld...