(Ş)öyle diyor Tomris Uyar: "Şimdi yazılan öykülere bakıyorum –çok samimi söylüyorum bunu, kimseyi küçümsemiyorum- bende bir yazma düellosu uyandıracak öykü görmüyorum. O zaman kendimle mi düello edeceğim? Türkiye’de ne iyi, ne de kötü bir şey yapılıyor. Her şey ortalama. Onun için de yüzleşme ihtiyacı vermiyor insana. Çünkü zaten kötü değil, zaten iyi de değil." Tomris Uyar gibi aydın bir yazarın ("Aydın" olmayan, ama bir şeyler yazdıkları için kendilerine –her nasılsa- "yazar" denilen yurttaşlar o kadar çoğaldı ki, artık böyle bir ayrım yapmanın zamanı geldi!) böyle sözler etmesi yadırgatıcı geldi bana.
Tomris Uyar niçin 1986’da, 1987’de "yazılan öykülere bakıyor", niçin yalnız "Türkiye’ye" bakıyor? Üstelik Türk hikâyesi Türk romanına da benzemez: İşte koskoca Sait Faik! Niçin ona da "bakmıyor"? İşte Çehov! İşte kendi çevirdiği Cortazar! Niçin onlara da bakmıyor? Ve daha nice hikâyeci!..
Tomris Uyar, yeter ki gerçekten "yazma düellosu" istesin!
Fethi Naci, Gücünü Yitiren Edebiyat, İst., 1990, s.104-105 (Başlık bana ait - E.T.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder