Friday, August 7, 2020

"Teoride ve Pratikte" Dağlarca

     Herkes 'vinca major', 'ölüm çiçeği' şiirleri yazarken, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cezayir'den bağımsızlık şarkıları gönderiyordu. 
     Vietnam'daki savaşla ilgili gazete fotoğraflarından seri numarasını aldığı tanklara şiirler döşeniyor, emperyalistlere veryansın ediyordu.
     Nil'den Kızılırmak'a, Domuzlar Körfezi'nden Tonkin'e kulaç atmadığı yer kalmamıştı. Enternasyonalistti, devrimciydi.
 
     Our Vietnam War adlı İngilizce bir şiir kitabı bile yayımlamıştı. 

     Sonra ona bir haller oldu. Almanya'daki Türk işçilerini görünce oturup ağladı. Yekindi, kalktı, ırkçı şiirler yazdı. 
     Türkiye'nin en Davudî sesli ozanı Ruhi Su da bu 'şeyleri' plağa okudu.

 

     27 Mayıs darbesini coşkuyla karşıladı. "Ordular Günaydın" diye şiir yazdı. Şiirde Ergenekon'dan, "Altayları yarıp geçmiş kurdumuz"dan söz ediyor. "Ordular yapar geleceği," diyor. "Ordular, ulusların usudur," diyor.
     Şiir, Yaşar Nabi'nin hazırladığı ve Varlık'ın bastığı bir antolojide yayımlandı. Antolojinin başlığı ve altbaşlığı, şöyle: 
Yeni Çağ Türküleri (28 Nisan - 27 Mayıs Şiirleri) Selâm Gençliğe, Selâm Orduya. Göndermeleri anladınız: "28 Nisan" gençliğe (Turan Emeksiz'in Menderes polisince öldürülmesiyle başlayan hareketlere), "27 Mayıs" da orduya gidiyor.

 

     Öldüğünde, Konya'daki gayrımenkullerini bir askerî kuruma bıraktı. "Savaş sanatı"na.

 

     Derkenar: 
     1) Kuram dediğin soyutun son deliğidir ve ringe çıkmasının nedeni boks değil "vücut göstermek"tir. 

     2) Pratik somuttur ve kodu mu oturtur.

No comments:

Post a Comment