Monday, July 13, 2020

Pembe Marmara

Pembe Marmara, eski Lefkoşa’nın sıradışı kadınlarından biri. “Ruh üşümesi” ilk onda görülmüş. 40’lı yılların sonunda başlayan şiir serüveni 50’li yılların başında noktalanıyor. Kadınların şiir yazmasının hoş karşılanmadığı bir çevrede büyüyor ve şiirlerini dergilere Nevin Nale, Gülen Gaye, Funda, Fırtına mahlaslarıyla gönderiyor. Pembe Marmara’nın şiiri bıraktığı yıllarda Türkiye İkinci Yeni çağındadır, ama Türk sağının Kıbrıs kolu, Nihad Sâmi Banarlı, Garip’ten de önceki bir çağdadır: Pembe Marmara’yı hece ölçüsüyle yazmaya yönlendiriyor, ‘anavatan şiirleri’ yazması için zorluyor. Genç şair bir süre bu ‘akıllara’ uymaya çalışıyor, bocalıyor. Banarlı’yı kırmaktansa, galiba, sonunda şiiri itmeyi yeğliyor. Yoğun olarak yazdığı dönemde, Türkiye’nin popüler şairlerinden Ümit Yaşar Oğuzcan’la mektuplaşıyor ve bir süre sonra aralarında bir ‘mektup aşkı’ doğuyor. Birbirlerini görmeden nişanlanıyorlar. Aşıklar nişandan sonra görüşebiliyorlar, ancak Pembe Marmara’nın ailesi Türkiye’ye gidip popüler şairi ‘tetkik’ ediyor ve gençlere evlilik onayı çıkmıyor, ayrılmak zorunda kalıyorlar. Pembe Marmara evlenip çoluk çocuğa karışıyor ve bir daha şiire dönmüyor. Evliliği de trajik bir şekilde bitiyor: Kocası, evli sevgilisiyle bir otelde yemek yerken sevgilisinin kocası tarafından kurşunlanarak öldürülüyor. Sağlığında kitap yayınlamamış. Ölümünden iki yıl sonra kızkardeşi Selma Yusuf tarafından bütün şiirleri toplanıyor ve Merdivenler adıyla kitaplaştırılıyor. “Yayınlanmış tek eseri” deniyor bu kitap için ya, bir de oğlu var: Pembe Marmara’nın Türk kültür dünyasına armağan ettiği bir ‘büyük şiir’.
[2014]

No comments:

Post a Comment