Tuesday, June 30, 2020

Yayıncı Paradoksu

Birer okunmazlık abidesi olan kimi ünlü yapıtların sırrı ne? Bir türlü ‘bitmeyen güncel’in, ‘değişmeyen gündem’in yakıcılığının merkezinde olmaları mı; uzun süredir çözülemeyen sorunları çözmek şöyle dursun durma karıştırmaları, eşelemeleri, onlardan çoğul anlamlar üretip durmaları mı; ne? Lyotard’ın Postmodern Durum’u… Quebec eyaletinde seçimleri kazanan milliyetçiler, hem kendi toplumlarının hem de dünyanın nabzını ‘almaya’, anlamaya çalışıyorlar ve üniversiteleri aracılığıyla Lyotard’dan “çağdaş bilginin durumu” hakkında bir rapor yazmasını istiyorlar. Lyotard’ı seçmelerinin en önemli nedeni, düşünürün komünizm sözcüğünü duyunca kırmızı görmüş bir boğaya dönüşmesi. Lyotard, raporu yazıyor, daha sonra da Postmodern Durum adıyla kitaplaştırıyor. Perry Anderson’a göre, Lyotard, eleştirmen Charles Jencks’den ödünç aldığı terimin “yazılarında hiçbir zaman değinmemiş olduğu belki de tek sanat olan mimarlık alanında, üstelik kendisinin değer verdiği her şeyi alt-üst eden bir estetik anlam yüklenerek kullanıldığından” habersizdi. Üç yıl sonra uyanacak, postmodernizmi “Nazizm ve Stalincilik’in bayağı gerçekçiliğinin günümüz sermayesi tarafından gizliden gizliye canlandırılıp kinik bir ekletizm kılığında geri getirilmiş biçimi” sayacak, “bir zamanlar avant-garde’ların karşı çıktığı her şey” diye niteleyecekti. Postmodern Durum’a dönelim: Perry Anderson, esas olarak “doğa bilimlerinin bilgikuramsal akıbetinden” söz eden kitabın “kendi başına ele alındığında (genellikle de öyle yapılmaktadır) Lyotard’ın kendine özgü entelektüel konumunun yanlış anlaşılmasına neden olacağı” kanısındadır. Nedir, kurduğu şu cümleyle o entelektüel konumun üzerindeki tozları silkelemekten de geri kalmıyor: “Üstelik, daha sonra itiraf ettiği üzere, Lyotard’ın sınırlı bile denemeyecek kadar az bilgisinin olduğu bir alandır bu.” Anderson, terbiyeli bir muğlakçı. Lyotard ise ‘az bilgi’ konusunda daha açık ve net konuşuyor: “Hikâyeler uydurdum, asla okumadığım birtakım kitaplara göndermelerde bulundum, belli ki insanlar çok etkilenmiş, oysa bu biraz da parodiydi… Postmodern Durum, kuşkusuz en kötü kitabımdır.” Bütün bunların (Lyotard’ın itirafı da dahil) kitabın ‘önemini’ azaltmadığı ortada. Hemen hemen bütün dillere çevrildi. Bunu da en iyi Lyotard’ın o ünlü ‘yayıncı paradoksu’ açıklıyor: “Bana ünlü olup da basılmamış tek bir eser gösterebilir misiniz?” [2014]

No comments:

Post a Comment