Wednesday, June 10, 2020

Llosa ve Kötü Yaşlanmak


Sözcükler dergisinde El Pais kaynaklı bir Mario Vargas Llosa söyleşisi var. Uzun süredir sesi soluğu çıkmıyordu. İslamî aşırılığın eski Sovyetler kadar güçlendiğinde dünya için en büyük tehlike olacağını söylediğinden beri hiçbir yayın organında görünmüyordu. Karşımızda burnu büyük, kibirli bir 'ihtiyar' var, her şeyden şikayetçi, günümüzde kültür adına ne yapılıyorsa ‘banal’ buluyor. Kendisini “şimdiki zaman”a bağlayan bütün referans noktalarını kaybetmiş gibi görünüyor.
Gençleri okumuyor, izlemiyor, ama edebiyat matinelerinde, etkinliklerde, şurada burada karşılaştığı birkaç örneğe bakarak onları “sahte ve numaracı” olmakla suçluyor.
“Kültürlenme”lerinden de hoşnut değil. Hangi kitapların okunması, hangi müziklerin dinlenmesi, hangi sanat akımlarının izlenmesi gerektiği gibi konularda kendisinin, kendi kuşağının rehber olarak kabul edilmesini istiyor. Bunu gençler için istiyor: rehberliğini kabul ederlerse “hayatları zenginleşecek”, hayatları zenginleşirse “dünyaya bir anlam” katacaklar.
İnterneti de sevmiyor. Bilgiye erişimin bu denli kolaylaşmasından, bilginin hazmedilemeyecek kadar çoğalmasından rahatsız. Ona göre, internet, “nihayetinde ayrımları, hiyerarşiyi ve öncelikleri ortadan kaldıran” bir şey.
Bizde siyaseten çok yıpranmış o sözcükler, tam da Llosa gibiler için cuk oturuyor: “tutucu”, “gerici”, “fosil”... Yazınsal geçmişi parıltılarla dolu bir yazarın adının yanına bu sıfatları koymak, tabii ki, hoş değil. Yazarın şu son duruşuna “sıradan faşizm” dememek için bulabildiğim en yumuşak sözcükler bunlar.
(Llosa, kişisel net sitesinde kendisi için ‘dinozor’ da diyor, ama eleştirel bir yükü yok bu sözcüğün oradaki kullanımının. Dinozorun oyuncak, ‘souvenir’ ve video oyunları gibi sektörlerdeki anlamları göz önüne alınıyor: Llosa, kendini “seviyor”.)


[2012]

No comments:

Post a Comment