Wednesday, June 24, 2020

İki Eleştirmen: Bir Çıkma

Hüseyin Cöntürk ve Adnan Benk: Çıktıkları “nesnel eleştiri” yolunda döngeri eden iki eleştirmen. Enis Batur’un Benk hakkında söyledikleri Cöntürk için de geçerli: Sürdürselerdi, “Türkiye’nin kültür ortamını bir hurdacı dükkânına çevirebilir”lerdi. Cöntürk, Yeni Eleştiriden etkilenip bir kuram oluşturmaya çalışıyor. (Kendisi “İngiliz-Amerikan eleştirmesi” diyor. 2.000 sayfayı bulan toplu yazılarında Yeni Eleştiri adını sadece bir kez anıyor; küçük harflerle, “yeni eleştiri” diye yazıyor.) Deneme tarzındaki yazılardan oluşan iki kuramsal kitaptan ve birkaç incelemeden sonra geldiği yer, üzüntü verici: “Şairler Sözlüğü” başlığı altında yazdığı şeyler bir felaket. Nesnellik dediği yoldan çıkıyor, kibirli bir lise hocasına dönüşüyor, keyfî, depresif ve saldırgan tavırlarıyla sayısız şairin canını yakıyor, terör estiriyor. O terörden kendisi de sağ çıkamıyor. Benk’in yoldan çıkışı başka: Bilerek, isteyerek yapıyor bunu. Nedenlerini de açıklıyor. Onunki bir ‘hesaplaşma’ olarak okunabilir. Hem “kendi Valéry’siyle” hem “içinde yer aldığı düşünce dünyasıyla” bir hesaplaşma: “Önceliği yazılana veren, daha doğrusu yazılanın önünü ardını büsbütün boşaltıveren, bildirisini elinden alan, kendi iç düzeniyle baş başa bırakan Jacobson, Barthes, Todorov gibilerinin, somut üründen soyut bir öz üretmesini bekleyen biçimcilerin çağrısına da kulak astığım yok. Neyi, bir örnek verin bakalım, neyi kendi karmaşık yapısı, kenetlenmeleri dışında yakalayabilmişiz ki bugüne dek? Neyden evreni, dallı budaklı evreni, insanı, tüm insanı sıyırabilmişiz? Ve de ne kalmış sıyırdığımızda?” Cöntürk ‘öğrendiği’ şeye inanmadı, vazgeçti; Benk ‘inandığı’ şeyi öğrendi, vazgeçti. [2013]

No comments:

Post a Comment