Tuesday, June 16, 2020

Derin 'Yüzey'

Postmodernistlerin ‘yüzey’i çok önemsemelerini neden önemsiyorum? Soru bu. Yüzeyi önemseyen modernistleri de önemsiyorum, ama soru bu. Cevap beklentisiyle sorulmadığı için bir fasit daire sorusu. Soran cevabı biliyor, çünkü önce cevabı öğrenmiş. O cevabı bir yere kaydetmiş ve soruyu sorduktan sonra ‘play’ butonuna basarak sorusunu kendi cevaplıyor. Tartışma da soru da bir yere gitmiyor. Gitmese de, bu fotoğrafın gösterdiği bir gerçek var: Yüzeyi en çok derinlikçiler önemsiyor. Cahit Zarifoğlu, yazdığı şiiri anlamayanlara karşı derinlik üzerinden savunma yapıyordu. Anlama inanan bir cemaatin içindeydi ve dolayısıyla savunması da şiiri gibi boşlukta kalıyordu. Bir çıkış arıyordu. Şiirini bambaşka bir mecraya taşımayı planlarken, 47 yaşında, ölüverdi. Şunlar, Mavera’nın Eylül 1987 tarihli 129. sayısında yayınlanan (neredeyse) “son sözler”i: “Şiirimi yeni baştan oluşturmayı, her şeye yeni baştan başlamayı düşünüyorum. Mümkün olsa şimdiye kadar yazdıklarımı siler, yeni bir şiire başlarım. Çünkü biz baştan büyük bir yanlışlık yaptık. Aysbergi bilirsiniz. Biz aysbergin üst kısmını, görünür, dokunulur, anlaşılır kısmını hafife aldık, es geçtik ve dedik ki şiir derinlikli olsun, soyut olsun, yani bugünkü şiirimiz gibi olsun dedik ve aysbergin alt kısmını öne çıkardık. Asıl kısmın, dikkate değer kısmın altta olduğunu, görünmez olduğunu vurguladık. Ve bu vurguyu öyle bir doza çıkardık ki, ben mesela tutup aysbergi ters çevirdim. Benim şiirim aysbergin ters çevrilmiş, yani üstte görünebilir olan kısmının yok edilmiş halidir.” Soruya soru: Derinliği yüzey kıldığın zaman neyi önemsemiş oluyorsun? Derinliği mi, yüzeyi mi?

[2013]


No comments:

Post a Comment